Destekçilerimiz

Bu yazıda da bize daha takipçi sayımız artmadan, bizi dinleyip bize inan kişiler ve kurumlardan bahsedeceğiz.

Her ne kadar kendi yağımızla kavruluruz desek de bir yandan da sponsor aradık yola çıkmadan önce. Bunun sebebi hem daha yeni ekipmanlarla yola çıkmak hem de birilerini bize güvendirebiliyor muyuz bunu görmekti aslında. Herkes ya da her firma olaya sıcak yaklaşmadı tabi ki. Poposuyla güleninden, mesaja cevap vermeyenine, yapıcam diyip yapmayanına kadar koca bir liste yazardık ama kimseyi karalamak değil niyetimiz. Nasıl olsa sonrasında kendileri bizimle “çalışmak” istediler tur bitince…

Neyse, sitemkar bu girişten sonra şu güzel kişileri ve kurumları bir bir sıralayalım. Sıralamayı da destek büyüklüğüne göre değil, kronolojik olarak yapalım ki kimsenin gönlü kalmasın.

Trexes Adventure Equipments

Sevgili Kadir, Hakan abi, ve Tahir baba. Bu üçlü hakkında ne yazacağımız bilemiyorum. Aslında anılar kısmında uzun uzun bahsetmek iistiyorum kendilerinden o yüzden şimdilik kısa bir özet verip devam edeyim. Bu üçlü ile bir fuarda tanıştık ve gözlerimizin içine bakarak bizi dinleyen ilk insanlar oldular. Biz onlara, onlar bize inandı. İnceleyip çok beğendiğimiz yan çantalarından birer çift hediye ettiler. O çantalar evimiz oldu 25 ay boyunca. Hem bizi hem koca bir dünyayı taşıdılar. En dayanıklı ekipmanlarımız oldular.

http://www.trexes.com.tr

Roche

Tip 1 diyabet hastası olduğum için temasa geçtik ve fikrimizi beğenip bizi desteklemek istediler. Diyabet yönetimde çok önemli bir şey olan ölçüm cihazlarını ve ölçüm çubukları konusunda desteklediler tur boyunca. Bu desteğin gerçekleşmesini sağlayan Tolga’ya ne kadar teşekkür etsek azdır.

https://www.roche.com.tr/

Mototal Sina

Sina abi… 3 nokta yeterli aslında onu bilenler için. Kocaman bir kalbi var. Geçinmesi azıcık zor olsa da size bir kere inanırsa hayatta yolda bırakmaz. İçindeki çocuğu dahil edebileceği bir oyun varsa hiç geri kalmaz. Sayesinde tura yep yeni motosiklet kıyafetleriyle başladık. Bizim bile aklımıza gelmeyeceği kadar destekledi bizi. Çok sağ olsun!

http://www.mototal.com.tr/

Kutupayısı Outdoor

Kutupayısı gezginlere ve aktif olarak içerik paylaşanlara destek veren güzel bir kurum. Kaliteli de bir ürün gamı var. Yol boyunca insülinlerimizi korumamızı sağlayan termoslarımızdan, 2 yıl boyunca içinde yaşadığımız çadırımıza kadar geniş bir liste ile bizedestek oldular. Bu birlikteliği sağlayan Güncel’e buradan kocaman bir selam olsun.

https://www.kutupayisi.com/

Aerostich

Aerostich ABD’de adventure motosiklet tulumları üreten çok iyi bir firma. Kendileri ile temasa geçip, motosiklet kıyafetlerimizin eskidiğinden ve güvenli olmadıklarından bahsetmiştik. Bize yep yeni iki adet tulum diktiler ve gönderdiler. Bu sayede kafamız rahat bir şekilde turu bitirdik. Bu birlikteliği sağlayan OMM derneğine teşekkür ederiz.

https://www.aerostich.com/

Bu listeye motorlarımız boyayan Maksim, Çantalarımızı takan Birol, çantalarımıza yaıştırdığımız 3M reflektörleri hediye eden Barış İşgüvenliği, OMM derneği, ailemiz ve arkadaşlarımız gibi irili ufaklı pek çok kişi ve kurumu da eklemek istiyoruz. Sağ olsunlar var olsunlar.

Tip-1 Diyabet’im Hakkında

Tura başlamadan önce kafamızı kurcalayan en büyük problem tip 1 diyabet olmam ve bununla ilgili yaşayacağım zorluklardı.

O zamana kadar hiç bir aktiviteme engel olmayan diyabet bu sefer biraz düşündürüyordu. Bunun başlıca sebebi ise, kolayca temin edebildiğim ve rahatlıkla soğuk zincirde muhafaza edebildiğim insülinleri yolda nasıl temin edecektim. İki alternatif vardı. İlki yanımızda taşımak, ikincisi ise yolda ya satın almak ya da hastanalerde muayene olup ilaç yazdırmak, tabi mümkün olursa.

İlk olasılıktaki zorluk, motosikletin sınırlı bagajında kaç aylık ilaç taşıyabilecektik ve bu ilaçları bozulmadan nasıl saklayacaktık. İkinci ihtimaldeki handikap ise, ya ilaç bulamazsak o zaman nasıl idare edicektik, ve eğer ilaçları yazdırmadan, satın almak zorunda kalırsak, bunun bütçesi ne olacaktı…

İlk alternatif üzerine yoğunlaştık, çünkü evde en azından 7-8 ay yetecek kadar insülinim vardı. Saklama konusu ile ilgili de biraz deney yaptık yola çıkmadan. Aklımızdaki fikir insülinleri kaliteli ve büyükçene yemek termoslarına koyup, her gün içlerine restoranlardan, kafelerden veya barlardan buz temin edip sürekli belli bir sıcaklığın altında tutmaktı. Evde yaptığımız birkaç denemede anladık ki her gün buz takvyesi yaparak insülinleri maksimum 8 derece olacak şekilde saklayabiliyoduk. Termosları da direkt güneş ışığı almayacak şekilde çantaların ortasına doğru yerleştirirsek, 1 hatta 2 gün yeterli sıcaklıkta saklayabileceğimizi düşündük. Bu plan için yine de biraz daha araştırma yapmaya gerek vardı. Mesela bilimsel makaleleri okuyup, insülinlerin kaç derecede ne kadar kalırsa etkilerinni ne kadar düştüğünü araştırdım. Çıkan sonuçlar oldukça motive ediciydi. Örnek verirsem eğer, bir insülin oda sıcaklığında 1 ay beklerse ancak etkisinin %20’sini kaybediyordu. Tamamen bozulmuyor etkisi düşüyordu.

Hem evdeki tstler hem de okuduklarımdan çıkardığım sonuçlarla insülinleri yanımızda taşımaya karar verdik. En az yer kaplayan kartuş şeklindeki insülinleri tercih ettik. Kalem sabit, kartuşlar değişiyordu bu da nerden bakılırsa bakılsın tehminimizden %50 daha fazla insülin taşımamızı sağlamıştı.

Tur boyunca 3 kere takviye yapmamız gerekti. Birisini Arjantin’de uzunca bir mola verdiğimizde, ailelerimizin bizi ziyarete gelmesiyle aldık, diğerini ise ABD’de New Jersey’deyken bir arkadaşımız vasıtasıyla. Son takviye ise Singapur’a motorları gönderdikten sonra Türkiye’ye uğradığımızda temin etmiş ve yanımızda taşımıştık.

Yol boyunca sürekli istediğimiz sıcaklıkta tutamasak da insülinleri neredeyse hiç bozulmadılar. Bozulan tek şey şeker ölçüm cihazı oldu ama sağolsun üretici firma yedekli vermişti bir nevi sponsor olarak ve o sayede problem yaşamadık.

Diğer bir destek de Roche firmasından gelmişti. Diyabet yönetiminin en önemli unsuru olan ölçüm yapmayı kolaylaştırmak için beni ölçüm çubuklarına boğmuşlardı. Ne kadar teşekkür etsem azdır.

Turda diyabet yönetimiyle ilgili ise en çok zorlandığımız ülke ABD ve bazı Asya ülkeleri oldu. Karbonhidrattan zengin beslenme alışkanlıkları olan bu ülkelerde şeker kontrolü oldukça zordu. Zaman zaman yüksek değerlerde seyretti. Fakat Tayland, Singapur, Laos gibi ülkelerde ise noddle çorbaları sayesinde tekrar düzene girdi diyabet.

Yani özetleyecek olursak biraz araştırma, dikkat etme sonucunda koca bir tur hiçbir sorun yaşamadan bitti. Yine olsa yine yaparız 🙂

Başlangıç

Motosiklete başlamam yıllar öncesine dayanıyor. Adını sonraki yazılarda birkaç kere okuyacağınız bir arkadaşımdan öğrendim. Ama bana sadece gezmeyi anlattı motosiklet ondan sonra. Motora bakınca hız yapmak, lastik yakmak gibi şeyler hiç aklıma gelmiyordu. Gece gündüz aklımdan çıkmayan tek şey vardı, o da motoru yükleyip bir yerlere gitmek. Varmak değil de yolda geçen vakit, aradığım buydu hep.

Gel zaman git zaman arkadaş çevremden hobilerime her şeyin motosiklet ekseninde evrilmeye başladığını farkettim. Farklı bir kapı açtı. Ve bir gün Tuğçe ile tanıştık. Kasklarımızı çıkarmadan el sıkıştığımızı hatırlıyorum, ve buluşma noktasına beraber sürmüştük. Daha o sürüşte anlamıştım bu ilişkinin çok şeye gebe olduğunu. Ben ilk defa naked bir motora binmiştim, o da motorla kamp yapmaya gitmişti. Her şey değişiyor ve yerine oturuyordu.

Bir gün içimden geldi ve evlenme teklif ettim, evet diyeceğinden 4 sene sonra evleneceğimizi bilmeden.

O gece kısa bir hesap yaptık, ve gördük ki evlilik kurumu için harcamamız gereken para neredeyse sahip olduğumuz motorlarımız ve arabamızı satsak ancak yetiyordu. Aklımızda hem sadece evlenme yoktu. Ben yıllardır yaptığım işimden çok sıkılmıştım, Tuğçe de kendi stüdyosunu açıp derslerini orada vermek istiyordu. Hem evlilik hem de iş kurma hayallerinin arasında kaybolup gidecekti uzun tur hayalleri. Ve aynı gece karar verdik her şeyi satmaya, geride bırakmaya ve yola çıkmaya. Gittiği yere kadar, bilmediğmiz şekilde…

Nisan 2016

Ortaköy, İstanbul, Türkiye