Vize ve Aşı Hazırlığı

Rotaya karar verdikten sonra karşınıza iki konu çıkıyor araştırılması gereken. Birincisi ülkelerin vize ve evrak gereksinimleri, diğeri de gitmeyi planladığınız yerlerdeki hastalıklar ve aşıları.

Rotamız Avrupa üzerinden başlayacağı için doğal olarak Schengen vizesi almamız gerekyordu. Fakat Schengen vizesi ile ilgili sıkıntı, tek seferde maksimum 90 gün Schengen bölgesinde kalabilmekti. Bu da 3 aylık bir süre içerisinde Avrupa rotasını tamamlamayı gerektiriyordu, ya da Schengen bölgesi dışına çıkıp bir 90 gün de orada kalıp tekrar girmekti. Fakat son ihtimal bizim için sözkonusu olamayacağı için ilkne odaklandık. Ama yine burada da şöyle bir sıkıntı var. Mesela ABD vize verirken 10 yıllık veriyor istisnasız, fakat tek girişte ABD’de ne kadar kalabileceğinize sınır polisi bastığı damgayla karar veriyor. Schengen bölgesindeki uygulama da ise, vizenizin üzerine bu bilgi konsolosluktan çıkarken girilmiş oluyor. Yani vizeye başvurdunuz ve pasaportunuz geldiğinde, o an belli oluyor tek seferde içeride kaç gün kalabileceğiniz.

Diğer bir sorun da vizeyle ilgili, ikimizin de işsiz olmasaydı. Yani bizi destekleyen bir şirket yoktu evrakların arasında, üstelik gidip dönmeyecektik de. Yani vizeyi alamayabilirdik. Evet vizeye şirketlerde çalışırken de başvurabilirdik ama o zaman verilen vizeler geçerlilik olarak uzun da olsa, o ilk başta bahsettiğim tek girişteki kalma süresi bakımından genelde kısa oluyordu. 45 güne kadar vize alablmiştim şimdiye kadar ama 90 gün biraz iddialı olabilirdi. O yüzden oturduk güzel bir dilekçe yazdık. Dilekçede Avrupa’daki 90 günün sonrasında Almanya’dan gemiyle motorlarımızı çıkartacağımız bizim de uçakla ayrılacağımız bilgileri de yazıyordu, tabi ki bu evrakları da vize başvuru belgeleri arasına koyduk. Nakliye şirketiyle olan anlaşmamız, ve yazışmalar, birer de uçak bileti rezervasyonu. Ve tabi ki en sona da, bizim için süre geçerliliği değil, tek seferdeki kalış süresinin maksimum ne olabiliyorsa o olmasıni istediğimizi belirttik.

Heyecanlı bir bekleyişten sonra, vizelerimi almaya gittik. Kalpler biraz hızlı atıyordu. Fakat sonucu görünce çok mutlu olmuştuk. Olabilecek en kısa ama tek seferdeki en uzun kalmalı bir vize vermişlerdi. Vizeyi de Yunanistan’dan almıştık ilk destinasyonumuzun orası olacağı için.

Hazırlık aşamasının en belirsiz aşaması ise Schengen vize başvurumuzdu. Normalde çalışıyorken başvurunca her şey bir nebze daha kolay olsa da verilen vizenin tek seferde kalış süresi genellikle kısa oluyordu. O yüzden işlerden ayrıldıktan sonra sağlam bir dilekçe ve Avrupa’dan Güney Amerika’ya motor yollayacağımız firmadan aldığımız onay yazısıyla beraber başvurumuzu yaptık. Dilekçenin anahtar cümlesi “bizim için vizenin geçerlilik süresi çok mühim değil, maksimum kalış süresi olan 90 günü verin yeter”di. Ve öyle de oldu, ne SGK göstergemiz vardı ne de maaş yazımız. Bankadaki para ve dilekçe. 6 aylık ve tek seferde 90 gün geçerli vizeyi aldık. Sağ ol komşu, geliyoruz!

Yoldaki diğer ülkeler için ise bir vize başvurusu yapmadık, çünkü kesin olarak ABD’ye gitmeyecektik, Güney Amerika’daki hiçbir ülke vize istemyordu, Rusya vizesine de yoldan başvurabiliyorduk.

Diğer konu ise aşılardı. Rotamız üzerinde salgın hastalık taşıyan bir ülke pek yoktu ama yine de seyahat sağlığı merkezinin üzerisi üzerine, tifo, tetanos ve sarı humma aşılarımızı olduk. Sanırım en çok tetanos acıtmıştı. Seyahat sağlığı merkezi, Türkiye’de doğru düzgün çalışmayı başarmış olarak kalan nadir yerlerden birisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s