Motorları Nasıl Seçtik

Daha önceden de bahsetmiştim. Koca koca motorlarımız vardı bizim. 115 beygirdi ikisi de. Ama artık kisi de yoktu. İki yeni motor bulmamız gerekiyordu. Kriterler belliydi, ucuz, ucuz, ucuz, dayanıklı, kolay tamir edilebilen bir motor olmalıydı ki iki tane alalım.

O dönem CRF 250 uygun gibi duruyordu. Yaklaşık 12000 TL idi tanesinin fiyatı fakat pek çok modifikasyona ihtiyacı vardı. Büyük depo, şase kuvvetlendirmesi gibi. Astarı yüzünden pahalı olacaktı ve üstelik hala 250 cc’den fazla değildi. Diğer bir alternatif de eski XT660R’lerden bulmaktı. Onların da fiyatları 14*15bin civarındaydı. Yola çıkmaya hazır gibiydiler ama temiz ve sorunsuzunu bulmak kolay olmayacaktı. Aklımızda bir de sponsorluk alıp Bajaj’dan Pulsar 200 almak vardı ama hiç yanaşmadılar, hatta oralı bile olmadılar.

İş başa düşmüştü. İki motor vardı filtrelerden geçip elde kalan. Honda CBF 150 ve Yamaha YBR 125. Honda’nın Yamaha’ya göre avantajları dünya çapında daya yaygın servis ağı, ve 25 cc fazla olan motor hacmiydi. Buna karşın Yamaha’daki durum ise şöyleydi: Ağırlık taşımaya göre tasarlanmış şase ve amortisörler, motorun daha az yağ yakması, işçiliği ve bizce daha güzel olan tasarımı. Son olarak da durumu Zincirlikuyu’da köprü altındaki kurye arkadaşlarla tartıştıktan sonra YBR 125 almaya karar verdik. Sıfır alacak halimiz de olmayınca temiz ikinci el alternatiflere yöneldik.

Biri arkadaştan diğeri ise tanımadığımız bir motorcudan iki tane 2014 model 7000 km’de beyaz YBR aldık. Kendi isteğimize göre boyattık ve stickerlarla süslenmek üzere yola çıkmaya hazırladık.