Turun Sürprizi – Nikaragua

Turun sürprizi kesinlikle bu ülke oldu. Evet daha önce bizi çok şaşırtan yerler olsa da en büyük sürpriz kesinlikle Nikaragua’dır.

İsminden bulunduğu coğrafyaya kadar hep bi kötülük olacakmış gibi gelse de bu kadar düzenli, temiz ve tüm bunlara rağmen ucuz bir ülke beklemiyorduk açıkçası. Aslında Kolombiya’ya çok benzese de Kolombiya ile ilgili zaten güzel bir önyargımız vardı daha gitmeden. Ama Nikaragua ile ilgili kesinlkle daha kötü şeyler beklerken, oldukça medeni bir ülke bulunca çok şaşırdık.

Nikaragua ile ilgili en büyük problem sınır girişimizdi. Bir oraya bir buraya derken 2yine 2 saati bulan bir süreç yaşadık.Yine üstümüze üşüşen muameleciler vardı ama size para ödemeyeceğiz diyince hepsi uzaklaştılar. İyi ki öyle yazmışız çünkü zaten elimizde olan fotokopilerle sınırı geçmemiz zor olmadı. Fakat bu noktada dili anlıyor ve konuşuyor olmamız işe yaradı. Bir de uyanık olmamız. Birer türk olarak bu muamelecilerin pek hayra alamet olmadıklarını anlamamız 1-2 saniye sürerken, bizimle birlikte sınırı geçen 3 brezilyalı motorcunun hali içler acısıydı. Her birinin başında bir muameleci, bir oraya bir buraya koşturup, normalde gerekli olmayan şeylere de para ödüyorlardı ama onlara yardım etmeyi çok istesek de kendi işimizi halledebilmek adına bunu yapamadık. Biraz da her insanın kendi şansını yarattığını düşündüğümüz için böylesi daha çok aklımıza yattı.

Nihayetinde sınırı geçtik, artık Nikaragua’dayız. İlk hedef ise San Jorge kasabasına varıp, geçebilirsek Concepsion adasına geçmekti. Fiyatları görünce hemen vazgeçtik. Hem adaya giriş vergisi he mde feribota para vermek gerekiyordu. Önceden yaptığımız araştırmaya göre adadaki fiyatlar da yüksekti, o yüzden o gece San Jorge’de kalıp ertesi gün yola devam etmeye karar verdik.

Birkaç yere çadır için fiyat sorsak da uygun fiyatlar vermedikleri gibi bir imkan da sunmuyorlardı. Biz de son bir ihtimal daha iyi bir yer gibi görünen bir otele çadır fiyatı sorduk, diğerlerinden 1 dolar fazla fiyat söylemesine rağmen mekan imkanlarıyla diğerlerinden çok daha iyiydi. Hemen kurduk çadırı, geleceğini tahmin ettiğimiz yağmur için çadırın üstündeki çamaşır askılarına tentemizi astık. Birer keyif birası söyleyip, internetteki işlerimiz halledip, çadıra girip yağmuru ve uykuyu bekledik.

Yağmur çok hızlı geldi ve de güçlü, tentede biriken suyu bir iki kere boşaltmamıza rağmen anında doluyodu. Üstüne üstlük yağmur daha da şiddetleniyordu. Tentenin altı başlarda kuru iken zaman ilerledikçe çadırın alt nemlenmeye en sonunda su almaya başladı. Anladık ki gece zor geçecek. O sırada mekanda çalışan bir görevli gelip, bir odaya geçmek isteyip istemediğimizi sordu. Başta kabul etmedik ama durum gittikçe zorlaşıyordu. Fiyatını sormadan tamam dedik. Çadırdaki tabana basıncı arttıran şeyleri dışarı alıp odaya taşıdık. Tenteyi de tamamen çadırın üstüne kapattık ve öylece bıraktık.

Odaya geçmek çok iyi bir karar olmuş çünkü, yağmur daha da şiddetlendi. Şu ana kadar turdaki en kuvvetli yağmurdu. Kesinlile çadırımız bunu kaldırabilecek gibi değildi.

Sabah oldu, yağmur biraz azalır diye bekliyorduk ama hızından hiçbir şey kaybetmemişti. Kahvaltılık birşeyler aldık bakkaldan ve mekanın sahibi amerikalı Rhonny ile kahvaltı yaptık. Rhonny işi gücü bırakıp sıcak seviyorum ben diyip, buraya yerleşmiş, ama öncesinde 8 senelik bir Honduras tecrübesi de varmış. Toplamda da 12 senedir orta amerikadaymış. Bizden oda için az miktarda bir para aldı. O sırada çadırımızı kurutabileceğimiz bir yer gösterdi. Tüm eşyalar kuruyup güneş açtıktan sonra yola koyulduk.

Önce Granada’dan geçtik, sonra da Masaya volkanına vardık. Masaya volkanı aktif bir volkan ama kraterine kadar ziyaret edilebiliyor. Girişi de pahalı değildi. Çok güzel sülfür kokulu bir ziyaret oldu. Yolumuzda Managua, başkent vardı. Tipik bir başkent olduğu için girip de vakit geçirmek yerine şöyle bir kıyısından geçtik. Orda bile trafik yetti. Sınıra varmadan önce yol üstünde bir yerlerde kalır ve sınırı erken geçeriz diyip, Managua gölü kenarından yola devam edip, Nagarote adlı bir kasabada durduk. Çok konaklama alternatifi olmayan bir yerdi ama uygun fiyatlı bir oda bulup geceyi geçirdik. Kasaba aşırı dindar bir yerdi. Zaten bu Nikaragua’lılar genelde acayip dindarlar. Kilise yanında alkol satılmıyor mesela. Peru’yu görseler kalp krizi geçirirler herhalde :))

Sabah sınıra doğru devam ettik. Yol üstünde Leon vardı. Kahvaltıyı burda çok güzel bir kafede yaptık. Nikaragua kahvelerine ise bayıldık. Cafenin kahvaltıkları ise şahane fransız kruvasanlarından oluşuyordu. Bayıldık. Hatta o kadar sevdikki instagram canlı yayını bile yaptık 🙂 Sanırım güzel birşeyler yiyince moralimiz fazlasıyla düzeliyor 🙂

Honduras sınırına yaklaştıkça ülke fakirleşti, bakışlar değişti, Honduras’ta bizi bir macera bekliyor sanırım.

Reklamlar

Turun Sürprizi – Nikaragua” üzerine 2 yorum

  1. Yillar once Kosta Rikadan Nikaraguaya gunluk gezi icin gitmistim Granada sehrine. cok sevdigim bu sehirde keske konaklasaydim demistim. Nikaragua golu ve volkan en cok hosuma giden yerlerdi. yaziniz icin tsekkurler

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s