Panama ve Motorlara Kavuşmamız

Motorları gemiye yükledikten sonra, hatırlarsınız havaalanına gitmiştik taksiyle. Fakat elimizde motorlarla ilgili ne bir belge ne başka birşey var. Sadece bir kaç video var motorların yüklenişi ile ilgili. Sıra geldi Kolombiya’dan Panama’ya gitmek için bilet almaya. Havayolu şirketi dönüş biletimiz var mı diye sordu ve anladık ki yine o tek yön bilet kabusu ile karşı karşıyayız. Dedik ki motorlarımızı gemi ile gönderdik o yüzden bir dönüş biletimiz yok, hedefimiz ABD ve motorla gideceğiz. Bu sefer de hemen ABD biletiniz var mı diye sordular. Anladık ki bu iş böyle olmayacak, amirlerinden izin almamız lazım. Amirleri bunlardan daha uyuz çıktı, iş iyice sarpa sardı. Madem motorları gönderdiniz belgesi olmalı diyorlar, ama bizim Ludwig bu işi illegal çözdüğü için diyemiyoruz ki kaçak gönderiyoruz. Belgemizin olmadığını anlayınca nasıl güvendiniz, ya adam motorları çaldıysa diyorlar, biz de diyoruz ki size ne 🙂 Neyse baktık ki iş iyice karışacak, çünkü birden fazla kişi bizimle ilgilenmeye başladı, biz de dedik ki tamam unutun herşeyi, dönüş bileti de alıyoruz.

Gittik gişeye bize dönüşü iptal edilebilen olan en ucuz biletin fiyatını ve ne kadarını geri alabildiğimizi söyler misiniz. Dediler ki 2 milyon peso adam başı. Yuh dedik haliyle 🙂 Ne kadarını geri alabileceğimizi sorduğumuzda da ancak 450 binini alabilirmişiz hesaplarına göre. Yaklaşık böyle yani. Dedik tamam dönüşü iptal edilmeyen en ucuz bilet ne kadar, bu sefer fiyat 1100000 çıktı. Tamam dedik alıyoruz, paşalar gibi bindik uçağa geldik. Ama tüm fiyatların detaylı çıktısını aldık ki Ludwig’e gösterip, ona ödeyeceğimiz rakamdan düşelim.

Kolombiya’nın milli havayolu şirketi Avianca ile sorunsuz misler gibi Bogota aktarmalı toplamda 4-5 saat süren bir yolculuk yaptık. San Blas adalarına yukarıdan bakmakla yetindik.

Evet, motorları gönderdik, kendimiz de geldik ama motorları nasıl geri alıcaz. Uçaktan iner inmez yerlilerle konuşup bir otobüse atladık. O kadar tatlılardı ki, otobüste para kabul edilmediğinden kendi kartlarını kullandılar bizim için ve paramızı almadılar. Böyle başladı Panama maceramız.

Şehir merkezi olduğunu düşündüğümüz bir yerde indik otobüsten. Havaalanında buraya gelmemiz ise yaklaşık 2 saat sürdü, çünkü iş trafiği korkunçtu. Merkeze geldiğimizde hava kararmıştı bile, o otel senin bu hostel benim fiyat sorduk ama 25 dolardan ucuz bir konaklama bulamadık. Dünyanın en suratsız insanlarının işlettiği Hotel Valencia adlı ucube bir yerde kalmaya başladık. Bu sırada araştırmaya başladık. Motorları almaya nasıl gidicez?

Öte yandan etrafı gezdik, eski şehre gittik, koloniyel binaları gezdik. Bu arada takipçilerimizden Hande’nin de Panama’da olacağı tutmuş ve dolu dolu bir gün geçirdik Hande ile. Çok iyi geldi böyle cıvıl cıvıl bir Türk’le buluşup muhabbet etmek. Çok memnun olduk Hande 🙂

Gelelim motorlara. Motorları verdiğimiz gemi işi illegal çözdüğünden Panama’nın Kuna yerlilerine ait bir bilgesine motorları indiriyor. Bu bölgeye de herhangi bir toplu taşıma yok. Sadece tur şirketlerinin özel izinli 4×4 araçlarına giriş izni var. O yüzden şehirden bir tur ayarlamanız gerekiyor, ya da bizim Ludwig bana mail atın ben size ayarlayayım demişti, ona sormaya karar verdik. Ludwig’le yazıştık ve bize bir araç ayarladığını, otelde beklememizi sabah 5’te bizi alacaklarını söyledi. Tabi ki kimse gelmedi 🙂 6’ya kadar bekledik. Sonra en yakındaki tur ayarlama hizmeti de veren hostele gidip araçları var mı onu sorduk fakat 15 dakike önce gittiğini söylediler. Araç şöförlerini aradılar ve o bize başka bir araç ayarladı ama o araç da alışveriş için şehirden çıkmadan öcne bir süpermarkette durmuş, eğer oraya başka bir taksi ile gidebilirsek orda bizi bekleyebileceğini söylemişti. Apar topar bir taksiyi çevirip, koştura koştura yetiştik diğer taksiye.

Kuna bölgesine geldik, pasaportlarımızı ve 20’şer dolarımızı verdik geçtik kapıdan. Motorların yanaşacağı iskeleye vardığımızda geminin de varmış olduğunu ama yanaşmadığını gördük. Gemidekiler pasaportlarının damgalanması için askerleri bekliyorlarmış. Bizi de gemiye aldılar, kahvaltı ve muhabbet ettik. O arada Ludwig tabiri yerindeyse götüm götüm yanaştı ve olan biteni, nasıl hallettiğimizi sordu. Biz de anlattık sinirlenmeden. Çünkü tavırları mahçuptu. Neyse fiyattaki indirimimizi sorgusuz sualsız kabul etti ve gülerek çözdük işi. Grup fotosu çektik vs derken gemi yanaştı, motorları indirdik.

Hep beraber Panama City’ye havaalanı gümrüğüne doğru sürmeye başladık. Leigh, KTM’li çocuk lastiği patladığı için durdu. Grup olarak bekledik, artık kader ortağıydık. En azından havaalanında motorları kaydettirene kadar. Yağmur eşliğinde vardık havaalanına, yaklaşık 4 saat süren bir operasyonla, motorları resmen orta amerikaya geçirdik ve bunun gururuyla hep beraber bir hostele gittik. Fiyatına bakmadan yemeğe çıkıp kutladık bu anı.

Sabah kimimiz orda kaldı, kimimiz yola devam etti. Biz devam edenlerdendik. Panama Kanalını gören bir noktada 5 dakika durup kanala baktık. Sonra üstünden geçtik. Panamerikana boyunca sürdük. Akşam olmasına yakın, yağmurdan korunup haritaya bakmak için bir köprü altında durduk. Köprünün yanında bir mahalle vardı, ama fakir oldukları o mesafeden bile anlaşılıyordu. Tuğçe gidip buralarda nereye çadır kurabiliriz diye sordu ve adamcağızlar bize üstü kapalı derme çatma bir yapının içini gösterdiler. Herhalde konakladığımız en acayip yerler sıralamasında ilk üçe girmiştir burası. Sabah ise erkenden yola düşüp sınıra dayandık.

Anlayacağınız Panama maceramız nasıl başladıysa öyle bitti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s