Bogota ve Şehirden Çıkamayış

Bogota, Kolombiya’nın başkenti. Mocoa’dan sonra Attila ile beraber vardık Bogota’ya. Bu kocaman şehir daha girişte trafiği ile kendini göstermişti. Motosiklet trafiği ise ayrı bir mücadelemiz oldu. Motor başına düşen kişi sayısı 2’den fazla olduğu gibi, metrekareye düşen motor sayısı da baya fazlaydı.

Kalacak yeri motorla arayamayacağımızı anlamamız 5 dk sürdü. Otomobil otoparkları motor kabul etmiyor, motosiklet otoparklarının halini görünce de moralimiz bozuluyordu. Ama yine de ilk olarak motorları park edip, eşyalar elde kalacak yer aramak daha mantıklıydı.

Birkaç tavsiye sonucunda ucuz bir otopark bulup motorları koymaya karar verdik ama otoparkın halini görseniz hayatta oraya motor park etmezsiniz, fakat sokakta da bırakamayacağımız için otoparkla anlaştık. Motosiklet otoparkları genelde dakikayla çalışan bir fiyatlandırmaya sahipler. Ve en büyük problem motorların hepsi küçük cc’li ve hafif olduklarındna otoparklarda ittirilerek sağa sola çekilerek sıkış tıkış park ediliyor olmalarıydı. Bizim motorların başına ne gelir diye düşünmeden kendimizi alamasak da yine de birine koyduk işte motorları. Günlük bir fiyata anlaşıp elde çantalar hostel aramaya başladık.

Bir iki fiyat sorduktan sonra ilk sorduğumuz ve beğendiğimiz hostele yerleştik. Pahalıların  en ucuzuydu. Ertesi gün bir şehir turuna katılıp, sonraki gün ayrılmaya karar verdik.

Şehir turu Bogota’nın en görülesi yeri olan El Candelaria’da oluyor. İlk başta birkaç eş dost dükkan gezildikten sonra, şehrin önemli noktaları gezdirilip, detaylıca anlatılıp dağılınıyor. Normalde ücretsiz olan bu turlar bahşişle çalışsa da bu biraz dah profesyoneldi ve adam başı 1o dolar istediler biz ise durumumuzu anlatıp 3er dolarla işi bitirdik. Ama tur güzeldi ve iyi anlatımlıydı.

Turdan sonra Ati ve ben meşhur altın müzesine gidip, ilk 15 dk heyecanlanıp son yarım saat sıkılınca ikinci el bir bilgisayar bakmaya Bogota’nın yazıcıoğlu işhanına gittik. Doğru düzgün bir makine bulamayıp hostele döndük.

dinlenmiş Tuğçe, siesta yapmış Fatih ve Ati, ve bir de turda tanıştığımız ve bizimle aynı hostelde kalan ingiliz çift ile Salsa yapılan bir bara gittik. Tuğçe bir güzel kurtlarını döktü, Ati de döküyordu ki sabah yola çıkacağımız için Ati’yi yalnız bırakıp biz ingilizlerle beraber hostele döndük.

Sabah kalktığımızda Ati’nin yatağında olduğunu görmek güzeldi 🙂 Hatta uyanmıştı bile. Vedalaşıp otoparka yürüdük. Otoparkta ufak bir fiyat krizi yaşayıp çözdükten sonra tam ayrılıyorduk ki otoparkçı geldi burası yarın ve sonraki 3 gün tatil nedeniyle kapalı, arkadaşınız motoru ne zaman alacak dedi. Biz de motorlarla hostele dönüp durumu Ati’ye anlatıp şehirde nayrılmak için yola koyulduk.

İlk başta meşhur uzuuun palmiyelerin olduğu Salenta’ya doğru yöneldik ama 2 saatin sonunda yol tamamen durup gram ilerlemeyince kaldırımdan ters yönden bir şekilde yönümüzü kuzeye Medellin’e çevirdik. Muhtemelen bu yoldaki yol çalışmaları yolun tamamen tıkanmasına, bir de üstüne tatil trafiği eklenince durmasına sebep olmuştu.

Kuzey yönü de tıkalıydı ama ordan bir şekilde çıkabildik ama 1.5 saat sürmüştü. Toplamda 3,5 saat harcayarak Bogota’dan ayrılabildik. İlk iş kendimizi bir restorana atıp yemek yedik. Sonra devam. Bakalım Medellin’de bizi neler bekliyor 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s