Andahuaylas ve Pacucha Kampı

Burası Peru’nun dağlarında bir kasaba. Çok büyük bir yer değil ama oldukça hareketli. Aslında burada kalmak değil de hemen kuzeyinde Pacucha Gölü’nde kamp yapmak istemiştik. Fakat gölün sapağına 20 km kala benim motor ben gitmiyorum dedi. Bunun üzerine kah Ati çekti kah yokuş aşağı saldım, 45 km boyunca gidip Andahuaylas’a geldik. Bir hostel odasına yerleşip, motorları da hemen karşımızdaki itfaiye’ye bıraktık. Sağ olsunlar bizi kırmayıp izin verdiler ve otopark telaşına sokmadılar.

Orda söktük benim motoru Attila ile. Aldık kucağımıza bindik bir mototaksiye, Alberto’nun dükkanına gittik. Alberto Honda ve Yamaha yetkili servisi. Küçücük bir dükkanı var. İçerde yığınla eski klasik 200’lik veya 185’lik Honda’lar var. Müze gibi adeta. Motoru kucağımızda getirince şaşırdı. Siz mi söktünüz dedi, hoşuna gitti. Bizim yapamadığımız yarma işlemini onlar yaptı ve herşey ortaya çıktı. Öncelikle krank mili rulmanlarındna birisi bozulmuş. Bu İspanya’dan beri gelen sesi açıklıyordu. Ama görünen o ki motorun güçten düşmesine sebep bu değildi. Esas olan emme sübabının iyice aşınmış olması ve kompresyon sağlayamaışıydı motorun. Belki de krank milindeki bu dengesizlik motorun sentesinin kaçmasına, bu yüzden de sübabın böyle aşınmasına sebep olmuştur. Bilmiyoruz. Fakat ciğeri söküldü, parçalar sipariş edildi ve bekleme başladı.

Bu arada da biz hostelden çıkıp bi kamp yapalım dedik. Buraya gelirken ki hedefimiz olan Pacucha’ya doğru gittik. Ben Ati’nin arkasında Tuğçe de bir sürü yük. Hava da hafif yağışlıydı. Yola çıkmadan önce, eskiden İstanbul’da yaptığım gibi google earth’den bir açıklık belirledim. İlk oraya bakalım dedik göle inmeden. Gölün kenarı hep yerleşim yeri dolu görünüyordu ve bu nokta güzel olabilirdi. Netekim öyle de oldu.

İlk olarak benim sökülmüş motoru yağıştan korumak için aldığımız brandadan güzel bir tente yaptık. Altına eşyaları koyup, çadırları kurduk. Tentenin önüne güzel bir ateş yaktık ve dinlenmeye başladık. O ara geçen bir iki köylü ile selamlaşıp muhabbet ettik. Hemen yanımız yamaç, diğer yanımız ise koca bir mısır tarlasıydı. Sanki bizim kafa dinlememiz için yapılmıştı. Hostel caddeye baktığından ses hiç eksik olmuyordu ama burası cennet gibiydi. Ne kadardır böyle kamp istiyormuşuz meğer.

IMG_5882IMG_5889IMG_5893IMG_5894

Gece biraz yağmur yağdı ama sabah hava sakinlemişti. Yine tentenin altında kahvaltı yapıp, Alberto’yu aradık. Dedi ki parçalar öğlen 2’de gelecek. Saat kurup öğle uykusuna yattık. Uzun süredir böyle dinlenmemiştik. Uyanıp toparlandık ve saat 4-5 gibi Alberto’nun yanında aldık soluğu. Malesef parçalar gelmemişti. Alberto bizi bahçesinde uyumaya davet etse de biz aynı hostele geri döndük. Gitmeden bize oğlunun doğumgünü tatlılarındna ikram etti. Çok iyi kalpli ve muhabbeti güzel birisi Alberto.

IMG_5898IMG_5899IMG_8109

Hostel’e yerleştik ve bizi aradı. Parçalar bugün gelmedi dedi. Şimdi banyo yapıp birşeyler yemeye dışarı çıkacağız. Bu arada Lima’daki konsolosluk randevusunu da Çarşamba’ya aldık. Pazartesiye yetişme ihtimalimiz var ama çok hızlı olacak ve yolun tadını çıkaramayacağız. Bu yüzden ertlemek en mantıklısı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s