Copacabana, Isla del Sol, Peru Sınırı ve Puno’ya varış.

La Paz’dan bir dolu hengame ile çıktıktan sonra yine doğayla kavuştuk. 

Titicaca gölüne az kala yol kenarında alabalık yemek için durduk. Teyze bizimle muhabbete başladı ve hayatımızla ilgili ne varsa sordu. En son da Tuğçe’nin uzun saçlı fotoğraflarına bakarken kesilen saçlara ne oldu diye sordu, biz de yanımızda diyince saçları istedi. Biz de verdik ve hemen kızları kendi örgü saçlarına eklediler 🙂


Şahane Titicaca gölü manzaraları eşliğinde San Pablo de Tiquina’ya geldik. Titicaca gölü dünyanın üzerinde ulaşım olan en yüksek gölü. Bu kasabada da ufak bir tekne ile karşı kıyıya geçiliyor. Karşı kıyı da Bolivya’ya ait, ve bu yoldan Copacabana’ya kadar gidiliyor. Yol muhteşem, hem virajlı hem de deniz gibi bir manzaraya sahip Titicaca gölü manzaralı.


Copacabana ise oldukça turistik bir kasaba. Inca’larca güneşin ilk doğduğu yer olduğuna inanılan Isla del Sol’a olan bot turları ile ünlü bir yer.


Biz kasabada kalmak yerine adayı en yakından gören yere kadar toprak yoldan gidip adayı karşıdan görelim istedik. Vardığımız kasaba bir başıkçı kasabasıydı ve hemen oracıkta kamp yeri sorarken tanıştığımız Jose ile anlaşarak sabah bizi adaya götürmesini istedik, ve ufak bir pazarlık sonucu 100 bolivyanoya bize özel turu kaptık.


Tüm gece yağmur yağdı, meğersem hep öyle olurmuş. Neyse biz sadece çadırı açıkta bırakıp herşeyimizi motorlara koyup tekneye bindik. 

Adanın ettafını turlarken Güneş Tapınağı’nın kalıntılarını gösterdi Jose ve hemen turu orda durdurup bizi oraya götürebilir mi diye sorduk. Olur dedi, onun da işine gelmiştir muhtemelen, yakıt yerine vakit harcayacak sonuçta ve vakit bu adamlarda bol 🙂
Tapınak öyle süper bir şey değildi ama yine de etkileyiciydi. 15-20 dk gezinip gotoğraf çekip, gekneye bindik ve çadıra döndük.


Yapmur dönüş yolunu çok zorlaştırmıştı. Kaymamak için 15’i geçemedik, ve 17 km’lik yol yaklaşık 1 saat 15 dakikada bitti. Copacabana’ya varıp yemek için bir restorana oturduk ve dün kasabada karşılaştığımız Alman dayılar geldi. Beraber oturup muhabbet ettik ve sınıra yöneldik. 

Bolivya çıkışımız sorunsuz ve kısacık oldu ama Peru’ya giriş öyle değildi. Gümrük polisi bizi sigortasız salmadı ve ortamda sigorta alanileceğimiz bir yer yoktu. En yakın yer Puno’ydu bu işi yapmak için ama git gel 5 saat sürecek ve geceye kalacaktık. Memurlara durumu anlattık ve bizden 30 euro civarı rüşvet istediler, biz de direndik. Üstlerinde şeref ve onur yazan Peru bayrağının altında yaptığımız pazarlık sonucu cebimizden çıkan 5 euro’yu verip geçtik sınırı. 
Bu moral bozukluğj ile Puno yoluna düştük. Akşam kafanlığına kalınca trafik yorucu bir hal aldı. Tüm araçlar uzunları yanık geliyordu ve haliyle kimse hiçbir şey göremiyordu. Böyle böyle geldik Puno’ya. Bir hostel bulup lobiye iki motoru da koyduk. Şimdi de akşam yemeği yiyoruz. Yemekler nefis 🙂

Reklamlar

Copacabana, Isla del Sol, Peru Sınırı ve Puno’ya varış.” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s