Villa Tunari – La Paz

Yola çıktıktan sonra motor problem çıkarmadı ama her an bozulacakmış hissi ile sürmeye devam ettik. Zincirler iyice bitti.
Bir önceki gün geldiğimiz yolu geri çıkmamız daha kıza sürdü, üstelik çok güzel bir alabalık molası vermeye rağmen. Bu bölgede alabalık çok meşhur ve güzel pişiriyorlar. Yemek yediğimiz yerde ev yapımı likör de satılıyordu, bir şişe de ondan aldık.
Tekrar yükseklere tırmandıktan sonra Cochabamba’ya geldi ama sevinsiz bir büyük şehirdi. Sucre veya Potosi gibi olsaydı kalırdık bir gece kesin.
Cochabamba’dan sonra tekrar tormanış başladı ama manzaralar inanılmazdı. Kırmızı kayalara vuran akşam güneşi iyice güzel gösteriyordu çevreyi.
Yokuşlar bitmek bilmedi, zar zor kamyon sollayıp, diğerlerine yol vermekle geçti son 1-2 saat ve çok yorulduk. Kamp yapacak veya konaklayacak hiçbir yer de bulamadık. Bu arada nerdeyse her 500 metrede bir bir köpek yol kenarında duruyordu. Sonra anladık ki insanlar arabalarından bu hayvancıklara yemek attıkları için sayılarımartıp tüm yolu kaplamışlar. Bu sebepten dolayı da çadır kurmak istemedik bulduğumuz yerlere.
Hava tam kararırken bir çobanın klübesine gidip, arazisine öadır kurup kuramayacağımıxı sorduk. Adamcağız az ispanyolcasıyla önce izin vermeyecekmiş gibi davranıp, sonra olur dedi. Quechua yerlisiymiş, karısıyla beraber yol kenarındaki klübede yaşıyor ve çobanlık yapıyorlar. Adı duyduğum kadarıyla Ellahuyo. Elektrikleri yok, fenerle yaşıyorlar, pilli radyodan birşeyler dinliyorlar. Bizim çadırda bile daha çok elektrik var.

Sabah uyandık ve toplanmaya başladık, sonradan gelen ve oğlu olduğunu düşündüğümüz bir gençle bizi seyrediyorlardı toplanırken. Vedalaştık fotoğraf çektik. Ama çok utandılar.

İlk kasabada öğle yemeği yedik yine azıcık paraya kocaman tabaklarla 🙂

Yolun kalanı dümdüz virajsız duble yoldu La Paz’a kadar.

La Paz’a geldiğimizde gözlerimize inanamadık. Kocaman bir çanağın içine kurulmuş kocaman bir şehir. Alçakta zenginler, yükseklerde fakirler yaşıyor.
Öyle bir yokuş silsilesinden hostelin olduğu yere indik ki hem Tuğçe hem de ben bu motorlara bakım yaptrmazsak bu şehirden çıkamayacağımızı biliyorduk.
İlk adres ABD konsolosluğu oldu, vize başvurusu için bilgi aldık ve hostelin yolunu tuttuk.
Hostelin önündeki yokuşu çıkamadık, benim motor kaldı ve sanırım debriyaja da zarar verdim. Zaten bu yükseklikte çekmeyen motorun ilk yük bindireceği yer debriyaj ve benimkisi de Arjantin’de taktırdığım çin malı bir devriyaj. Ne zaman bitecek diye bekliyordum. Hostele eşyaları koyduk ve yakındaki bir kaç otoparkı denedikten sonra 600-700 metre uzaktaki bir otoparka bıraktık motorları. Diğerleri çok pahalıydı çünkü.
Hostelde ise internet akşam vakti çok yoğun olduğundan geceyarısına alarm kurup vize başvuru formunu doldurma niyetiyle yattık.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s