Mano del Desierto ve Bolivya Sınır Geçişi

Uzun bir süreden sonra bu kıtada konakladığımız bir yerde sabah kahvaltıda reçel hariç birşey verdiler. Salam peynir lipton çay ve kahve.
Otel tertemizdi, çıkmak istemedik ama hedefimiz 290 km uzaklıkta, 70 km öncesinde de Antıfagasta var. Konaklama için yalnızca burası kullanılabiliyor. O yüzden ya 220 km gidip orada kalacağız ya da Mano del Desierto’yu görüp geri dönüp kalacağız Antofagasta’da ki bu da 360 km eder. Heykel çölün ortasında ve yakınında hiç birşey yok. Tabi ki biz ne yaptık gidip çölde kamp yapalım dedik 🙂
Yol aslında sıkıcı çöl yolu olsa da eski madenler ve onlara bağlı yaşayıp terkedilmiş kasabalarla dolu olduğu için ve çöl coğrafyası beni çok etkilediği için hiç sıkılmadım.


Yolda bir kasabada durup özlediğimiz bir şili klasiği olan completo italiano’lardam yedik ikişer tane 🙂
Antofagasta’ya varırkek yolda oğlak dönencesinden geçtik, heyecan verici başka bir detaydı.


Şehre varınca, tepelerin ardından pasifiği görmek de oldukça güzeldi. Şehrin içinden geçen bir rota ile önce alışveriş yaptık sonra yakıt aldık. Benzin ve diğer herşey Şili’de Arjantin fiyatları’nın 4/5’i. Benzin 4 liraya yakın, Arjantin’de ise 5 liranın öevresinde dolaşıyor.
Son 70 km’yi hızlıca aldık ve Mano del Desierto’ya vardık, rüzgar da arkamızdaydı. Bu arada motorlar deniz seviyesine gelince kendine geldi ve yokuş yukarı 80’le gidebilir hale geldi 🙂
Mano del Desierto otoyolun yaklaşık 500 metre kenarında çökde bir heykel. Hemen kamerayı kurup fotoğraflarımızı çektik.


Hava kararmaya yakın da rüzgardan barınabileceğimiz bir nokta belirledik çölün içine doğru, bir tepenin ardında. Kurduk çadırı yemeğimizi yaptık. Saatleri sabaha karşı 4:30’a kurduk ki güzel samanyolu fotoğrafları çekelim ama mümkün olmadı. Sebebi ise geceyi gündüz gibi aydınlatan aydı. Uzun süredir çölde kalıp gece gökyüzü seyredip fotoğraf çekmek istiyorduk, bu seferlik olmadı.


Sabah da güzel bir kahvaltı yaptık, rüzgar başlamadan. Toparlandık ve geldiğimiz yolu dönmeye koyulduk.
Çölde yol dümdüz olunca yol almak zor olmadı. Önce Calama’da yakıt molası verdik. Depoları ağızlarına kadar doldurduk, çünkü Uyuni’ye kadar benzin almak istemiyoruz. Ve dağ geçişi zor olacağından bir aksilik karşısında en azından dönecek yakıtımız olsun.
Yola devam edip yükselmeye başladık. Yaklaşık 3000-3500 metre rakım arası kamp yapıp havaya alışmak istiyoruz. Bu yüzden haritada kamping olarak görünen bir yeri hedefledik. Fakat burası da kamping değil “campamento” yani yerleşim yeri çıktı. Kalacak bir yer de yok haliyle. Fakat yolun devamı da hem yükseklik hem de hava koşullarından ötürü tek bir ağacın olmadığı dümdüz bir arazi. O yüzden şiddetli rüzgardan korunacak bir tepelik aradık. Sonra karşımıza diğerleri kadar yüksek olmayan ve bu yüzden daha ulaşılabilir olan bir tepe çıktı. Yakınlaştıkça bunun da bir volkan olduğunu anladık, zaten yanıbaşında tabelası da vardı. Etrafından dolaştık ve tüzgarı az da olsa kesebilecwk bir noktaya, volkanik toprağın üzerine kurduk çadırı. Her tarafını sabitledik. Yine de oldukça zorlandı çadır. O arada yemeğimizi pişirdik, ve uyku faslına geçtik.
Gece boyu tren çalıştı, Arjantin’de dümdüz ülkede tren neden yok diye kendimi yerken Şili’de volkanların arasından tren çalıştığını görmek bile Şili’nin bir kaç gömlek yukarıda ve daha da fark atacak bir ülke olduğunu hatırlattı.


Sabah sınıra 110 km vardı. Bolivya sınırına nerdeyse tamamen asfalttan ve harika bir coğrafyadan ulaştık. Sınır kontrolümüz ise sorunsuz oldu ve yine araç sigortası yaptırmak zorunluluğu olmadan geçtik sınırı. Görevli yolun Uyuni’ye kadar toprak olduğunu söyleyince birbirimize bakınmakla yetindik 🙂
Yokun toprak olmadı çok sorun değildi başlarda, iyi basılmış stabilize bir yoldu, nerdeyse toz bile kalkmıyordu. İleride havanın kapanmaya başladığını görünce hem yemek yemek istedik hem de yağmurlukları giyelim. İyi ki de yapmışız, çünkü bizi yağmur değil dolu karşıladı. Yol kısa sürede örtüldü ve bir anda karda gider bulduk kendimizi.


İlk başlarda sorunsuz yol almaya başladık ama dolu yapmura dönünce yolu da çanura döndürdü. Kısa sürede tekerleklerimizin dişleri doldu ve kaymaya başladık. Bunlar başladığında Uyuni’ye 120 km vardı. Yoldaki kasabalarda ise konaklayacak yerlerin halinden boşa para vermek istemedik. Hesaplarımıza göre hava kararırken Uyuni’ye varmış olacaktık.
Koşullar gittikçe zorlaştı, fırtına da eklendi duruma, hatta Uyuni’ye yaklaşırken olay kum fırtınasına döndü. Zaman zaman göz gözü görmek hale geldi.
Hava karardıltan yarım daat sonra vardık Uyuni’ye. Ama ikimizde bitik haldeydil, 2-3 denemeden sonra otoparklı ve internetli bir oda tuttuk 3 günlük. Bir gün dinlenme, bi gün Salar de Uyuni’de çekim diğer gün de ayrılış şeklinde plan yaptık.
Bolivya’nın karayollarının sadece %5’i asfalt olduğundan ve toprak yolda yaşadığımız tecrübeden ötürü rotayı Potosi – Oruro ve La Paz olacak şekilde değiştirdik. Bu rota asfalt.
La Paz’da hem Türkiye fahri konsolosluğunda hem de ABD konsolosluğunda işimiz var gibi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s