Salta’ya doğru, Belen – La Vina

Son iki günde Belen’den La Vina’ya kadar geldik. Salta’ya 70-80 km kaldı. 
Belen’den sonra rakım yükselmeye başladı ve 2100’ü bile gördük ama hava hala sıcaktı. Hatırlıyorum da Andorra’da donuyorduk bu rakımlarda. Yükseklerdeki manzara şahaneydi, sonrasında da alçalmaya başladık. 1500 metre rakımlara indik, küçük küçük pek çok kasabadan geçtik. Hedef Cafayate’ydi ama hava da kapamaya başladığından konaklayacak bir yerler bakmaya başlamıştık. Bu esnada ruta 40 toprak oldu. Köylerin birisinden geçerken camping municipal tabelasını gördük ve bir anda görüntüsü içimize sindi.
Kapısı açık ve bomboştu. Oldukça temizdi. Hemen girişindeki evde oturm ufaklıklara brası ücretsiz mi diye sorduk, evet dediler. Biz de girdik kurduk çadırı. Birer bira açtık ve fıstıkla keyif çattık. O esnada gelen evin babası dedi ki yağmur yağabilir ve buralarda su birikebilir.


Nedense üşendik çadırı taşımaya. Girdik içeride oturduk. Tuğçe video yaptı ben de ertesi günün rotasına baktım. Fakat öyle bir yorgunluk çöktü ki bir anda, dalıp gitmişim.
Gece yağmur yağdı, bir kaç kez uyandık ama su birikmedi hiç. Çok yağmadı demek ki.
Çadırı basmış karıncaları temizledikten sonra kalkıp güzel bir kahvaltı yaptık ve hızlıca toparlandık düştük yola.
Yolda uzun bir arafan sonra gezecek bir yerler bulunca 3-4 kere durduk. 
Birincisi eski Quilmes kabilesinin restore edilip turizme açılmış yerleşim yeriydi. Girişinde yine pazarlık yapıp giyatı yarıya düşürdük ve iki kişi bir kişi fiyatına girdik. Mekan da fena değildi, tepeden şehri görecek seyir noktasına çıktık ve manzaranın keyfini çıkardık.


Hemen 25 km sonrasında ise bir şarap üretim tesisine şarap turu için uğradık. Tur kısa ve özdü, rehberimiz çok tatlıydı, Guadalupe. Azar azar bir kaç şarap tadıp, bir tanesini aldık.


Cafayate’ye gelince ise sağanak yağmur başladı. Hemen yağmurlukları gitsik, elcik korumaları taktık, öyle fena yağıyordu. Bunları giyerken o kadar hızlıydık ki hiç unutmadığımız anladık.
Ruta 40’tan burada ayrıldık ve Salta’ya doğru döndük. İnanılmaz keyifli bir rota başladı. Toprak kıpkırmızı, ağaçlar yemyeşil ve gökyüzü hafif kapalı ve yağışlıydı. Yağmurun hafiflemesiyle yol kenarında kapalı olan bir tesisin masalarına oturduk ve yemek yedik.
Sonra ilk olarak El Anfiteatro ve Garganta del Diablo adlı iki kaya oluşumunu görmek için durduk. Kayalar rüzgar ve su erozyonuyla şekillenip muazzam bir şekle bürünmüşlerdi.


Şimdi ise La Vina adlı kasabanın benzincisinde internet molasındayız. Sanırım Salta’ya gelmeden bir yerlerde konaklarız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s