Aileler Geldi. Buenos Aires, Iguazu ve Uruguay

Buenos Aires öyle bir yer ki, bu kıtayı gezen birileri illaki buraya geliyor ve bazen bunlar Attila Musluoğlu gibi şahane dostlar olabiliyor. Beni motosiklete başlatan, motosikletin gezmek için olduğunu gösteren, nam-ı değer senseimdir kendisi. Hindistan’a motor sürdüğünden bu yana tanıyorum, ama yollarımızın bir gün motorla gezerken başka bir kıtada kesişeceğini gerçekten tahmin edemezdim.

Ati, kız arkadaşı ve Oliver ile çok keyifli 2 gün geçirdik. Oliver ise aslen İngiliz, yunanistanda büyümüş ve 15 sene yaşamış, türkiyede 8 sene kalıp türkçe öğrenmiş, şimdilerde ise Buenos Aires’teki 8 aylık macerasının son günlerinde tanıştığımız Attila’nın çok eski bir arkadaşı. Tam bir dünya insanı. Bu grup olarak çok güzel gezdik eğlendik. Özellikle Boca sokaklarını gece gezmek nefisti 🙂 Şimdi ise onlar Valparaiso’ya gidip, motorlarını teslim alıp, Bariloche’de karşılaşmak üzere yola düştüler. Muhtemelen Bolivya’dan sonrasında ise bol bol karşılaşacağız.

Aileler nihayet geldi. Sofra kuruldu, İstanbul’dan gelen rakı açıldı, hasret giderildi. Özellikle küçük Derin’in iyice tatlı bir çocuk olmuş olması evin neşe kaynağı oldu, çok özlemişiz. O da bizi hatırlayınca ve oyunlarına dahil edince zaten kimsede ne yorgunluk ne de sıkıntı kaldı.

Bizim öncesinde keşfe çıktığımız sokaklar birer tur daha hızlıca gezdik Mezarlık, San Telmo, Palermo, hayvanat bahçesi… İçlerinden en çok havyanat bahçesi ve mezarlık dikkat çekti. Mezarlıktan zaten bahsetmiştim, ama hayvanat behçesine biz de ilk defa gittik. Dışardan yaratılan izlenim burada sadece iklime ve ekosisteme uygun hayvanların geniş alanlarda yaşadığı yönde idi. İçeri girdiğimizde gördük ki durum öyle değil. Hipopotam, gergedan ve zürafa gibi afrikaya özgü hayvanlarla da karşılaştık, üstelik küçücük yaşam alanlarında. Normalde gireceğimiz ve para kazandıracağımız bir yer değildi fakat küçük Derin’e uzaktan telefonda anlattığımız birçok hayvanı gösterebilmek için bir fırsattı.

Buenos Aires de sonuçta klasik bir şehir ve 13-14 gün boyunca aynı yerde durunca sıkan bir yer, eğer burada yaşamıyor ve para kazanmıyorsanız. Herkesin aklında da Iguazu ve Uruguay vardı.

Iguazu’ya gitmek için alternatifleri araştırdık. Yol tek yön 1300 km. Araç kiralarsak 4-5 günlük bir seyahat. Uçakla turlar var, fakat o da 2 gün sürüyor ve 4 katı pahalı. Biraz tartışmalı bir süreç sonrasında 7 kişilik bir araç kiralayıp, onlara da yol tecrübesi yaşatarak bizi daha iyi anlamalarını sağlamak adına karadan gitmeye karar verdik. Sonuçta bize telefonda sorulan orası nasıl, nerde kalıyosunuz gibi sorulara en iyi cevabı benzer tecrübeyi yaşatarak verebilirdik. Sanırım tur sonunda nasıl bir motivasyonla yol katettiğimizi anlamışlardır 🙂

Yol kuzeye çıktıkça yeşilleşti ve ucuzladı. Araba beklediğimizden konforlu çıktı. Chevrolette Spin. Bagajdaki koltukları açınca 7 normalde ise 5 kişilik bir araç. Fakat bagajdaki koltuklar kesinlikle konforsuz değiller. En büyük problem Derin’i oyalamak olacaktı ama bebek üstü bir performans sergiledi ve sadece bazen annesini yorarak gayet sorunsuz bir yol çıkardı.

İlk gece Alvear adlı kasabada kaldık. Bir önceki kasabada ağaç devrilip elektrikler kesilmiş olduğundan kalmak istemedik. Ama Alvear’a vardığımızda saat oldukça ilerlemişti, ve kasaba bir küçük pansiyon ve bir de otel vardı. Pansiyonun altında ise salaş ama minik bir bar vardı. Hemen yemek sipariş edip, biraları tokuşturduk. Odalara ise ben ve Tuğçe bakmıştık, kötü ama bir gece katlanılabilir olduğunu düşünmüştük. Yemekler bitip, yukarı çıkınca herkesin suratı üştü ve 2 kişi diğer otelde kalmaya gitti.

Ertesi gün kalan 500 km’yi yol üzerindeki San Ignacio’daki harabeleri gezerek geçtik. Bu harabelerde Guarani yerlilerinin nasıl hristiyanlaştırıldığını görmek mümkün. Kayalardan demir çıkarıp alet üretmeyi öğreten rahipler, yerlileri hristiyanlaştırıyordu. İyi korunmuş bir eski kasabanın kalıntılarını gezerken de bu ortamı hayal edebiliyorsunuz. Kocaman bir kilise, yanında okul ve adalet sarayı. Hemen karşısında evler, ve yanında dükkanlar. Tam zıt tarafta ise hapishane. Hapishane binası oldukça büyük bir alana yayılmıştı. Demek ki herkes kolaylıkla hristiyan olmamış o dönemler…

Iguazu’ya vardık, kalacak yeri booking.com’dan ayarlamıştık. Fakat adres yanlış yazıldığından bulmamız çok uzun sürdü. Derin karanlık basınca huysuzlandı ve yolun son yarım saati bir arbede eşliğinde geçti. Kaldığımız yer apartların olduğu bir tesisti. Güzel de bir yerdi. 4 kişi üst katta, 2,5 kişi alt katta kısmı bir koğuş düzeninde yattık. Gece korosu eşliğinde sabahı ettik. Herkesten ayrı bir ses çıkıyordu uyurken 🙂 Iguazu milli parkına vardık. 330’ar peso ile parka giriş yaptık. Park turist akınına uğrayan bir yer. Arjantin ve Brezilya tarafı olarak ikiye ayrılıyor. Bizim çok vaktimiz olmadığından sadece Arjantin tarafından ziyaret ettik. Zaten Arjantin tarafında şelalelerin daha fazla içine girebiliyorsunuz. Brezilya ise daha panoramik bir görüntü veriyor.

Park’ta çeşitli rotalar var. Bir de tren var. Tren sizi ana kapıdan alıyor ve o meşhur “Garganta del Diablo”ya götürüyor. “Şeytan Boğazı”. Burada ciddi bir izdiham var. Fakat kalabalığı yarıp o akan suyu gördüğünüz anda sanki çevrenizde kimse yokmuşçasına soyutlanıyorsunuz dünyadan. Suyun akarkenki hızı, ses, tamamen büyüleyici.

Parkın diğer yürüyüş rotalarında ise parkın doğal yaşamını gözlemleme şansınız oluyor. Özellikle de coati denen parkın sevimli hayvanları, kediler gibi insanların peşinden dolaşıp, düşen yemek artıklarını yeme sevdasında. Parkta envai çeşit kelebek, coati, maymun, tucan, iguana ve timsah gördükten sonra buranın verilen paraya değer olduğuna karar verdim. Ama biraz doğal hayat sevdanız varsa, iki günde bile gezilir. İkinci gün ise girmek isterseniz 50% indirim varmış.

Akşama doğru dönüşe geçtik. Iguazu’ya giderken uğradığımız San Ignacio’da konakladık. Aynı yoldan dönmeyip, Parana nehrinde nehre girmeye ve yüzmeye karar verdik. Posadas yönüne sapıp Ituzaingo adlı kasabada güzel bir plaj bulduk. Bu arada plaj gerçekten pek çok insanın söylediği gibi şahaneydi. Kum inanılmaz güzel, su inanılmaz berraktı. Üstelik Derin de çok sevdi. Onun boyundaki kısım sıcak, derinleştikçe soğuyordu. Yalan yok Portekiz’den sonra bu turda en çok sevdiğim yer oldu su anlamında.

Nehirden sonra tekrar geldiğimiz yola bağlanmaya karar verdik. Aslında yolu Rosario ve Santa Fe üzerinden geçirecektik ama yol çok uzayacaktı. Mercedes adlı kasabaya vardık gece. İyi denilebilecek bir otelde 2 oda tutup, akşam yemeğine şehre çıktık. Meydanı canlı bir yerdi. Herkese iyi geldi. Güzel bir akşam yemeği sonrası uykuya çekildik.

Buenos Aires’e ise güzel bir vakitte varıp hava kararmadan evdeydik. Bu 5 günlük yol insanların birbirini daha iyi tanımasına, doğayı kademe kademe katetmeye ve bizim nasıl seyahat ettiğimizi anlatmaya yaradı. Tuğçe’yle beraber dönüşümlü araç kullandık. Çok güzel gün batımları ve çok güzel yollardan geçtik. Derin ismimi öğrendi ve söylemeye başladı. Kendi adıma keyif aldığım bir gezi oldu.

Evde ise yatmadan Uruguay planını yaptık. Planlamayı hep beraber yaptık ki sonrasında sorun çıkmasın. Colonia del Sacramento, Montevideo ve Punta del Este’yi içeren bir gezi planladık. Gezi 2 gece 3 gün olacaktı. Öğlen feribotuyla Colonia’ya, akşamında ise otobüsle Montevideo’ya geçip, ertesi öğleden sonra ise Punta del Este’de olacaktık.

Colonia, bir Portekiz bir İspanya kolonisi olmuş, taş sokakları ve güzel binaları ile hem turistik hem de keyifli bir yerdi, ama 2 saat yeterli gezmek için. Buranın bence en farklı yanı, hem akdeniz kasabalarını anımsatması hem de hediyelikçilerinin gerçekten çok farklı ve güzel tasarımlı ürünler satmasıydı. Benim bile birşeyler alasım geldi ama neyseki motorluyuz da alamadık 🙂 Fenere çıkı şehri tepeden görmek ise kaçırılmayacak bir aktivite kesinlikle.

Montevideo ise hiç hoşuma gitmedi. Hani o internetteki, yaşanılacak ilk 10 şehir listesindeki yer değil kesinlikle. Moral bozmuş olmayalım ama öyle. Sadece ot serbest bırakıldı diye bir şehire gidip yerleşmek istemek ancak hayatta başka bir dala tutunamamışların yapabileceği bir şey bence. Biraz sert oldu ama Colonia nasıl canlı bir yer ise Montevideo da bir o kadar da karanlık bir yerdi. Hayat namına pek birşey bulamadık.

Şehir içimize sinmeyip bir gece konaklayıp direkt Punta del Este’ye gittik. Burası da aşırı turistik bir yerdi. Casinolar ve plajlarıyla ünlü. Çok fazla hareket var ve pahalı. Şahsi fikrim Colonia en güzel yerdi Uruguay’da. Punta Del Este’de okyanusa girdik, eğlendik. Ama yaptığımız en güzel aktivite bence akşam saatlerinde güneşi batırmak için gittiğimiz Casa Pueblo idi. Carlos Páez Vilaró’nun tasarladığı ve gün batımına bakan hayal ürünü evlerden oluşan bu kasabada kendinizi bir masalda hissedebiliyorsunuz. Güneş turuncu ve kızıl arası batarken bembeyaz evlere ışığı vuruyor. Oluşan manzara uzun zamandır gördüğüm en iyilerdendi. Fakat bu evler şimdilerde ağırlıklı olarak restoran ve otel olarak kullanılıyor. Ama eskiden burada insanların yaşadığını bilmek bile çok keyif verici. Ota gerek yok 🙂

Dönüş biletimizde Punta del Este – Buenos Aires yazıyordu ama o iş öyle değilmiş 🙂 Punta del Este’den tekrar Colonia’ya otobüsle gidip oradan gemiyle BA’e geçiyormuşuz. Bol sıra beklemeli, yorucu oldu dönüş ama sıkıntı yaşamadık genel anlamda. 2-3 gündür haberleştiğimiz Serkan ve Selin de Buenos Aires’e varmış ve davetimiz üzerine bizi kapıda bekliyorlardı 🙂 Selin iki aylığına Türkiye’ye dönüp, daha sonra Serkan’a yine katılacaktı. İstanbul bileti ise bizimkilerle aynı tarih olunca güzel bir birliktelik oldu. Yine güzel bir sofra kurulup bol bol muhabbet edildi.

fotor36fotor34

Aileler ve Selin’i uğurladık. Geride hüzünle karışık karmaşık duygular kaldı. Derin’den ayrılmak ise ekstra zor oldu. O kadar güzel vakit geçirdik ki daha şimdiden o evdeki “aaatih, zeyzesiii” seslerini özledik 🙂 Şimdi yavaş yavaş yola hazırlanıyoruz. Bugün zincirleri temizledik, yarın da eşyaları toparlayacağız. Şu 1 ayda 16 ayrı kişiyi ağırladı bu ev. Yeri başka kalacak anılamızda 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s