Lizbon

Porto-Lisbon arasını ilk başta kasaba yollarından alalım desek de hem yavaş ilerleyen trafik hem de arabaları kötü kullanan portekizliler yüzünden turda ilk defa kendi irademizle paralı yolu tercih ettik. Hoş bu da ayrı bir macra oldu çünkü otoyol en fazla ne kadar tutabilir ki diyerek cebimizde kalan 30 euro’ya güvenerek otoyola girdik, hem nakit yetmezse kartla da ödeyebiliceğimizi düşünmüştük. Herşey Lisbon girişindeki gişelerde değişti. Motor başına 200 km’lik mesafe için 20€ yazdı otoyol. Bizde o kadar nakit yoktu, cepteki tüm kartları denedik ama hiçbirisini kabul etmedi. Bir görevliden yardım istedik ve bize başka bir gişe aracılığı ile bir fiş verdi, bu fişi gösterip 8 gün içerisinde başka bir gişeden ödeme yapabileceğimizi anlattı. Fişleri cebe attık ve devam ettik. Lisbon’a vardığımızda akşam olmuştu, hemen hosteli bulup yerleştik.

Hostel ara sokaklardan birinde olsa da eğlencenin merkezinde çıktı. Güzel atıştırmalıklar ve çok sevdiğimiz akşam vakti şehir turundan sonra hostele doğru yürürken eğlencenin ne demek olduğunu anladık 🙂 Sokakta bir çok pub vardı ve gençler çılgınca eğleniyorlardı. Kendimizi latin müzikleri çalan bir barda bulduk, her telden insan vardı içerde. Sanırım biz de çok eğleniyorduk ki 500’lük dandik portekiz birası olan Super Bock’a 5.5€ verebildik!

IMG_0764.JPG

Yorulup odaya çıktık. Odamız bize özel bir hostel odasıydı. Banyolar da ortak kullanımlı. Hostelin sahibi teyze ise dünya tatlısı ve unutamayacağımız biriydi. Fotoğrafını çekmek istediğimizde kucağındaki mendili kaldırıp, yedği şeftaliyi kenara koyup saçlarını düzeltip poz verdi.  Kesinlikle unutamayacağız.

img_0770img_0780

Neyse yorulup odamıza çekildiğimizde hedefimiz uyumaktı ama ne mümkün. Sokaktan gelen müzik seslerine kayıtsız kalamadık ve balkonun kapısını açtık. Eğlence karşımızdaki binanın giriş katındaki barda tüm hızıyla devam ediyordu. Gençlere balkondan dans ederek eşlik edip geceyi kapadık.

Gece uyurken bastıran yağmurda aklımıza motorları park ederken karşılaştığımız evsiz adam geldi. Motorlara park edecek yer arıyorduk hostelin yakınında. Tam kapının karşısında iki araç arasında ancak bir çöp konteynerinin sığacağı kadar boş bir alan vardı. Oraya motorları yola paralel yan yana sıkıştırdık ve kilitledik. O ara bu adamla karşılaştık. O da motorların arkasına kaldırıma yatacağı yeri hazırlıyordu. Tuğçe motorun koltuğunu yumuşatır belk idiye aldığı ama ço kda işe yaramayan küçük evcil hayvan minderini adama uzattı, adam da aldı başının altına oydu, sonra bize saati sordu biz de 9 dedik ve sanki gizli bir anlaşma yapmışçasına motorları orada bırakıp çıktık yukarıya. Şimdi ise yamur yağıyordu ve aklım aşağıdaydı, kalkıp baktım adamcağız ne yapıyor diye, neyseki ona su gelmiyordu ve uyuyordu…

Hem Lizbon hem de Porto güzel yerlerdi ama Lizbon bizce daha eğlenceliydi. Kesinlikle gelinmesi ve görülmesi gerek.

img_0785img_0788img_0790img_0793img_0794

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s